ONLINE REZERVASYON

ARTEMİS TAPINAĞI

Antik dünyanın mermerden inşa edilen ilk tapınağı olan Artemis Mabedi, dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir. İon kolonistleri Efes’e gelmeden önce Artemis Tapınağı’nın yerinde muhtemelen Ana Tanrıça’ya ait bir kutsal alan bulunuyordu. Anadolu’nun yerli Ana Tanrıçası ile Tabiat Tanrıçası Artemis’i birleştiren İyonlar’ın yeni kişiliği ile bu Tanrıça’ya ibadet ettikleri bilindiğine göre ibadetin gereği en azından bir sunak yapmış olmaları gerekir. Gerek J. Wood’un yaptığı ilk kazıların sonuçları gerekse son yıllardaki araştırmalar Artemis Tapınağı’nda dört ayrı inşa dönemini ortaya koymuştur. İlk dönemi yansıtacak birkaç vazo parçası haricinde buluntu yoktur. Bu dönemde belki de sadece Tanrıça’ya sunuların yapıldığı altar mevcuttu. Kimmer istilâsı ile tahrip olan bu altar, bu defa belki merdivenle çıkılan yeni bir düzenlemeye tanık olmuştur. M.Ö. 600’lerde altarla birlikte kare şeklinde kaidenin bulunduğu kutsal yerden altın, fildişi ve elektrondan yapılma birçok kıymetli eşya, sikkeler ve heykelcikler çıkarılmıştır.

Kaide üzerinde muhtemelen Tanrıça’nın tasviri vardı. M.Ö. 6. asrın başında sunak ile kaide birleştirilmiş ve bir müddet sonra bu kısım biraz daha genişletilmiştir.Bu genişletme çalışması, Efes tiranı Pythagoras zamanında ve muhtemelen dili tutulan kızının tekrar konuşmasını temin için Delphi’deki kehanet sonrasında gerçekleştirilmiştir. M.Ö. 4. asrın ortasında Efes, Lidya kralı Krezüs tarafından alınınca Samos’taki Hera Mabedi’yle boy ölçüşecek bir mabedin inşasına başlandı. 60 x 125 m. boyutlarında, yalnız sütun yüksekliği 18 m. olan ve çift sıra sütunla çevrili bu mabedin yapımında Kersiphron ve Metagenes isimli iki Giritli mimar çalıştı.Yapımı 120 yıl süren ve bittiğinde gerçekten bir sanat abidesi olan Artemis Mabedi bu yüzden dünyanın yedi harikasından biri sayılagelmiştir. Yapılan araştırmalar, 127 sütunla çevrili mabedin ön cephesindeki 36 sütunun kabartmalarla bezeli olduğunu ortaya koymuştur.M.Ö. 356 yılında adının tarihe geçmesini isteyen Herostratos adlı Efesli bir akıl hastasının ateşe vermesi ile tamamen yanan tapınağın yapımına yeniden başlandı. 

Yangın gecesi (M.Ö.21 Temmuz 356) doğan Büyük İskender öldüğünde yeni mabedin yapımı halâ sürmekteydi. O’nun da yardım ettiği yeni tapınak, M.Ö. 4. asrın sonunda büyük ölçüde tamamlanmıştır. Eskisine göre yaklaşık 3 m. daha yüksek bir podyuma oturan mabette Skopas ve Apelles gibi devrin ünlü sanatkârları çalışmışlardır. Bu mabet de ilkiyle aynı kaderi paylaşmış ve M.S. 263’te Gotlar tarafından yakılmıştır. Yanan mabetten geriye kalanlar da ilk Hristiyanlar tarafından tamamen tahrip edilmiştir. Artemis, Efes’in baş tanrıçasıdır ve kentin üne kavuşmasında büyük rol oynamıştır. Doğu dinlerindeki ritüellerden izler taşıması, Anadolu halkına hitap etmesi, bünyesinde birden fazla tanrı niteliği taşıması O’na antik-pagan dünyada duyulan saygıyı izah etmektedir. O, Hititler’in Kubabası’nın ve Frigler’in Kybelesi’nin bir devamı olarak görülür.