ONLINE REZERVASYON

EFES

İzmir İli, Selçuk İlçesi sınırlarındaki Efes kenti çevresindeki höyükler ve Ayasuluk Tepesi'nde son yıllarda yapılan araştırma ve kazılarda Tunç Çağı ve Hitit Dönemi’ne ait bulgular saptanmıştır. Hitit Dönemi'nde kentin adı Apasas'tır.

Efsanevî kuruluşu Amazonlar’a mal edilen şehir, Hadrien Tapınağı girişi üzerinde yer alan frizlere göre ise Androklos tarafından kurulmuştur. "Atina kralı Kodros'un cesur oğlu Androklos, Ege'nin karşı yakasını keşfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı'nın kâhinlerine danışır. Kâhinler ona, balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir kent kurulacağını söyler. Androklos bu sözlerin anlamını düşünürken Ege'nin mavi sularına yelken açar. Küçük Menderes (Kaystros) ağzındaki körfeze geldiklerinde karaya çıkmaya karar verir. Tuttukları balıkları ateşte pişirirken, çalıların arasından çıkan bir domuz ateşten sıçrayan balığı kaparak kaçar. Böylece kehanet gerçekleşmiştir. Kent buraya kurulacaktır. Burası Efes’tir...”  Antik Çağ’da Efes, Kaystros Vadisi’nden geçerek Asya’ya ulaşan büyük bir ticaret yolunun başlangıcındaydı.Antik dönemin en önemli kentlerinden olan ve tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında önemli rol oynayan Efes, başlangıçta Küçük Menderes (Kaystros) ırmağının Ege Denizi’ne döküldüğü körfezin kıyısında ve Panayır (Pion) Dağı eteğinde kurulmuştu.

 Irmağın getirdiği alüvyonlar limanı doldurunca kent, Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Efes’le ilgili ilk sağlıklı veriler, M.Ö. 7. yüzyılın ilk yarısında başlar. Bu yüzyılın ilk yarısında kenti Kimmerler’in ele geçirdiğini biliyoruz. Şehrin zenginliklerinden haberdar olan Lidya kralı Krezüs, M.Ö. 560 yılında Efes’i elde etmeyi başaracaktır. Pers Satrabı II. Kyros Lidya egemenliğine son verdiğinde diğer ion şehirlerinin aksine Efes’i yakıp yıkmamıştır. Çünkü Efes, üyesi olduğu Attik-Delos Birliği’nin başlattığı isyandan ustaca çekilmeyi başarmıştır. M.Ö. 454’ten itibaren Atina’nın himayesine giren Efes, M.Ö. 431-404 yılları arasındaki Peleponnez Savaşları’nda Sparta’yı destekledi ve M.Ö. 412’de Atina’ya karşı başlatılan isyana katıldı. Büyük İskender’in M.Ö. 334’te kente girmesiyle elli yıl kadar süren bir refah dönemi başladı.  Büyük İskender’in M.Ö. 323’te ölümünden sonra Efes’e, O’nun generallerinden Lysimakhos egemen oldu ve kenti, M.Ö. 286-281 yılları arasındaKoressos ve Pion Dağları arasındaki vadiye taşıttı.; Lebedos ve Kolophon kentlerinden getirttiği insanları buraya yerleştirdi; kente karısının adını verdiyse de bu ad kısa sürede unutuldu. M.Ö. 281’de yeniden Efes adıyla anılmaya başlayan kent, artık Asya’nın ticarî başkenti statüsündedir.

M.Ö. 189’da Efes, Bergama Krallığı topraklarına ilhak oldu. Son Bergama Kralı III. Attalos’un M.Ö. 133’te ölümünden sonra krallık topraklarının vasiyet yoluyla Roma İmparatorluğu’na bağlanması üzerine Efes, Roma toprakları içinde yer aldı. M.Ö. 129’da Küçük Asya, bir Roma eyaletine dönüştürüldüğünde Efes 200.000 nüfuslu bir şehirdi. M.Ö. 88’de Pontus kralı II. Mithridates’in kışkırtmasıyla Batı Anadolu kentlerinin Romalılar’a karşı ayaklanması sırasında Efesliler, Artemis Tapınağı’na sığınan Romalılar dahil, bir günde latince konuşan 80.000 kişiyi öldürdüler. Buna karşılık olarak Romalı kumandan Sulla kenti bir kül yığınına çevirdi.

M.Ö. 27’de Augustus, kenti Asya eyaletinin başkenti yapmaya karar verdi. M.Ö. 1. yüzyılda yapılan zafer takı, M.S. 4-14 arasında yapılan su kemerleri gibi bir dizi kamu yapısını içeren imar çalışmaları Efes’i Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’daki en büyük ve en önemli kenti haline getirdi. Bu arada hristiyanlık ta kentte hızla yayılmaktaydı. Efes’e 53 yılında gelen Aziz Paulus’un öğretilerinden ticarî anlamda olumsuz etkilenen Artemis heykelcikleri üreticisi Efesli kuyumcular halkı kentin tiyatrosunda O’na karşı kışkırttılar. Bunun üzerine Paulus çareyi kenti terketmekte buldu.

M.S. 17 yılında Efes şiddetli bir depremle tahrip oldu ancak “Asya’nın bankası” lâkabıyla anılan kent bu yarayı kısa sürede sarmayı başardı. 263 yılındaki Got isyanında hem Efes, hem de Artemis Tapınağı büyük bir tahribata uğradı. Kent bundan sonra bir daha eski ihtişamlı günlerine dönemedi. Roma İmparatoru I. Constantinus’un bir hamam inşa ettirdiği kente Arcadius ise tiyatrodan limana kadar uzanan bir cadde yaptırdı.

22 Haziran 431’de Efes’teki Meryem Ana Kilisesi’nde toplanan III. Ekümenik Konsil Nestorius’u lânetledi ve Meryem’in Tanrı’nın Anası (Theotokos) olduğunu kabul etti. Başka bir konsil toplantısı yine aynı kilisede 449 yılında yapıldı. Hristiyanlığın yayılmasıyla kentte ihtişamlı dinî yapılar inşa edilmeye başlandı. Bugün Ayasuluk Tepesi’nde kalıntıları görülen 6 kubbeli ve haç planlı St. Jean Bazilikası, Bizans döneminde Justinianus (526-565) tarafından yaptırıldı. 

14. yüzyılda Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları'nın merkezi olan Ayasuluk, giderek küçülmeye başlamış ve kısa bir canlanma çabasından sonra tamamen terkedilmiştir. 1923 yılında, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra ovada kurulan şehir, Selçuk adını almıştır. Efes'teki ilk arkeolojik kazılar British Museum adına J.T. Wood tarafından 1869 yılında başlamıştır. Wood'un ünlü Artemis Tapınağını bulmaya yönelik çalışmalarına 1904 yılından sonra D.G. Hogarth devam etmiştir. Bugün de çalışmalarını sürdüren Avusturyalıların Efes'teki kazıları ilk olarak 1895 yılında Otto Benndorf tarafından başlatılmıştır. Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nün 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında kesintiye uğrayan çalışmaları, 1954 yılından sonra aralıksız devam etmiştir.

Efes'te Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nün çalışmalarının yanısıra 1954 yılından itibaren Efes Müzesi de T.C. Kültür Bakanlığı adına kazı, restorasyon ve düzenleme çalışmaları başlatmıştır. 100 yıldan fazla bir süredir devam eden bu çalışmalar ile bir yandan Efes tarihine ve Anadolu arkeolojisine yeni boyutlar kazandıran bilimsel sonuçlar elde edilmekte, diğer yandan kazılar sonucu gün ışığına çıkarılan önemli yapı ve anıtlar restore edilerek ayağa kaldırılmaktadır.

Günümüzde Efes birçok konser, kültürel etkinlik ve uluslararası festivale ev sahipliği yapmaktadır. İşte geçmişteki bu tür aktivitelerden bazıları: